Gölgedeki Gözlükçünün Şaşırtıcı Kristalleri
Önce yavaş, sonra doğal hızında, son olarak mümkün olduğunca seri oku.
Çalıştırdığı seslerR · L · S · Ş · Z · Ç · C · K · G
Gözlükçü Gürcan, güneş doğarken gölgeli çarşının köşesindeki küçük dükkânında kırmızı çerçeveli gözlükleri, kristal camları ve çizgili kutuları raflara dizerken, karşı dükkândaki saatçi Serdar ile çilingir Şükrü’ye seslenmiş:
“Serdar, şu kristal camları seç, seçtiğin camları sil, sildiğin camları sırala; Şükrü, küçük çelik çerçeveleri çıkar, çıkardığın çerçeveleri çevir, çevirdiğin çerçeveleri çizmeden kırmızı kutulara geçir!”
Serdar kristal camları silerken, Şükrü çelik çerçeveleri çevirirken, Gürcan gri kutuları kaldırmış; ancak rüzgâr sertleşince raflar sallanmış, kutular kaymış, kristal camlar şıkırdamış, çelik çerçeveler zangırdamış.
Gürcan hızla bağırmış:
“Kristali seç, seçtiğini sil, sildiğini sırala, sıraladığını şaşırma; çerçeveyi çıkar, çıkardığını çevir, çevirdiğini çizme, çizmediğini kırmızı kutuya geçir! Serdar şaşırırsa Şükrü karıştırır, Şükrü karıştırırsa Gürcan kızar, Gürcan kızarsa kristal camlar çelik çerçevelere, çelik çerçeveler çizgili kutulara, çizgili kutular kırmızı raflara karışır!”
Şükrü hiç duraksamadan karşılık vermiş:
“Şaşırmadan seç, seçtiğini sil, sildiğini sırala, sıraladığını çevir; çevirdiğini çıkar, çıkardığını geçir, geçirdiğini çizme, çizdiğini gizleme! Kırk kristal cam kırmızı çerçevede, kırk kırmızı çerçeve çizgili kutuda, kırk çizgili kutu gri rafta şıkır şıkır sallanırken; Gürcan gözlüğü gösterir, Serdar kristali siler, Şükrü çerçeveyi çevirir!”
Sonra üçünün dili iyice hızlanmış:
“Seç-sil-sırala, çıkar-çevir-geçir; şaşırma-çizme-karıştırma, kırmadan kaldır, kaldırmadan kaydırma!”